Aslında ben bir metroya nasıl methiye düzülür bilmem. Gerçeği söylemek gerekirse ben pek bilmem. Adım Aime Jacque, evet bayım doğru duydunuz. Yüzünüzde ki o muzur gülümsemeden belli sizde Aime Jacque emi Jacque diye oyunlar yapabilir, benimle dalga geçebilirsiniz. Alıştım ben buna artık. Emi Jacque, hemi Jacque, demi Jacque…. Takmam, takmam dedim ya uzatmayın!! Neyse konumuz bu değildi. Atina’da yaşıyorum ve Atina metrosunu seviyorum. Kısaca demek istediğim bu idi. Evet doğru duydunuz bayım ben Atina metrosunu daha doğrusu metro istasyonlarını pek bi beğeniyorum. Arada Hacı Victoria gibi gözden kaçmış olanlar var ama onlar da artık kadı kızı oluyor. Bilmiyorum ben de ama kulağa hoş geliyor bence. Evden işe gidip gelmek için hergün Aghios Elefterios ve Katehaki arasında sürekli kullandığım bu toplu taşıma sistemi istasyonlarını pek bi beğeniyorum. Farkındayım bu aralar pek bi beğendimi sıkça kullanan bi kadına aşık oldum ondandır. Aslında benim için ilginç bi durum hayır canım aşık olmak, pek öyle sık aşık olmam. Bende onun gibi tumturaklı cümleler kurabilmek için, mis gibi yapıyorum. Neyse yine konudan uzaklaştım, evet ne diyordum, ben Atina metrosu istasyonlarını beğeniyorum. Onları tasarlayan kişinin bu işi yaparken gerçekten severek yaptığına eminim. Tasarlarken insanların sadece içinden yürüyüp sonunda bir trene binip yine öylesine yürüyüp çıkıp gidecekleri bir yer düşünmüş olmamalı. Istasyonun kapısından girip, çıkacağı zamana kadar bulunduğu ortamdan zevk alacağı, haz duyacağını, her istasyonda da farklı bir duygu hissetmesi gerektiğini düşünerek tasarlamış olsa gerek. Nereden mi biliyorum. Benim sadece bir tahmin bayım, yoksa benim okula gitmişliğim yok daha önceden de metrosu olan büyük bir şehirde de yaşamadım. Zaten daha onceden dediğim gibi ben pek bilmem, ama en azından ne istediğimi biliyorum. Nasıl bu son sözü de ondan öğrendim. Çok afilli değil mi “ama en azından ne istediğimi biliyorum”. Adımı, aslında adını da bilmiyorum hiçbirşey söylemedi ya da benim pek bişey bilmediğimden belki de gizlidir. Ah evet bir de bu uyarılarını pek bi beğeniyorum en çok da “please mind the gap between the train and the platform” kesinlikte antik yunandan alınmış bir söz olmalı çok felsefi bir söz gibi. Bir de söyle düşünün please mind the gap between the life and you. Nasıl? Boş bakan gözlerinizden size birşey ifade etmediği belli oluyor. Olsun bence üstüne tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir laf çok bilgece. Bu istasyonlar kesinlikle çok öğretici yerler, belki bana inanmayabilirsiniz ama daha geçen gün yaşlı kadınların ki en azından yetmiş yaşında olmalılar metrodaki tabelalara bakarak okumayı sökmeye çalıştıklarına şahit oldum. Inanmazsınız demiştim zaten ben de izninizi isteyecektim sizden zira Katehaki istasyonuna geldik.